escort ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort ankara porno porno escort ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort mersin

Nûh Sûresi Okunuşu ve Meali

Bismillâhirrahmânirrahîm

İnnâ erselnâ nûhan ilâ kavmihî en enzir kavmeke min kabli en ye’tiyehum azâbun elîm(elîmun). (1) Kâle yâ kavmi innî lekum nezîrun mubîn(mubînun). (2) Eni’budûllâhe vettekûhu ve etîûn(etîûni). (3) Yagfir lekum min zunûbikum ve yûahhırkum ilâ ecelin musemmâ(musemmen), inne ecelallâhi izâ câe lâ yuahhar(yûahharu), lev kuntum ta’lemûn(ta’lemûne). (4) Kâle rabbi innî deavtu kavmî leylen ve nehârâ(nehâran). (5) Fe lem yezidhum duâî illâ firârâ(firâran). (6) Ve innî kullemâ deavtuhum li tagfire lehum cealû esâbiahum fî âzânihim vestagşev siyâbehum ve esarrû vestekberûstikbârâ (vestekberûstikbâran). (7) Summe innî deavtuhum cihârâ(cihâran). (8) Summe innî a’lentu lehum ve esrartu lehum isrârâ(isrâran). (9) Fe kul tustagfırû rabbekum innehu kâne gaffârâ(gaffâran). (10) Yursilis semâe aleykum midrârâ(midrâren). (11) Ve yumdidkum biemvâlin ve benîne ve yec’al lekum cennâtin ve yec’al lekum enhârâ(enhâren). (12) Mâ lekum lâ tercûne lillâhi vekârâ(vekâren). (13) Ve kad halakakum etvârâ(etvâren). (14) E lem terev keyfe halakallâhu seb’a semâvâtin tıbâkâ(tıbâkan). (15) Ve cealel kamere fîhinne nûren ve cealeş şemse sirâcâ(sirâcen). (16) Vallâhu enbetekum minel ardı nebâtâ(nebâten). (17) Summe yuîdukum fîhâ ve yuhricukum ihrâcâ(ihrâcen). (18) Vallâhu ceale lekumul arda bisâtâ(bisâtan). (19) Li teslukû minhâ subulen ficâcâ(ficâcen). (20) Kâle nûhun rabbi innehum asavnî vettebeû men lem yezidhu mâluhu ve veleduhû illâ hasârâ(hasâran). (21) Ve mekerû mekren kubbârâ(kubbâren). (22) Ve kâlû lâ tezerunne âlihetekum ve lâ tezerrunne vedden ve lâ suvâan ve lâ yegûse ve yeûka ve nesrâ(nesren). (23) Ve kad edallû kesîrâ(kesîren), ve lâ tezidiz zâlimîne illâ dalâlâ(dalâlen). (24) Mimmâ hatîâtihim ugrikû fe udhılû nâran fe lem yecıdû lehum min dûnillâhi ensârâ(ensâren). (25) Ve kâle nûhun rabbi lâ tezer alel ardı minel kâfirîne deyyârâ(deyyâren). (26) İnneke in tezerhum yudıllû ıbâdeke ve lâ yelidû illâ fâciren keffârâ(keffâre). (27) Rabbigfirlî ve li vâlideyye ve li men dehale beytiye mu’minen ve lil mu’minîne vel mu’minât(mu’minâti) ve lâ tezidiz zâlimîne illâ tebârâ(tebâren). (28)

Sadakallahu’l Azim

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Şüphesiz biz Nûh’u, kavmine, “Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar” diye peygamber olarak gönderdik. ﴾1﴿ Nûh şöyle dedi: “Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” ﴾2﴿ “Allah’a ibadet edin. Ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.” ﴾3-4﴿ Nûh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim.” ﴾5﴿ “Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı.” ﴾6﴿ “Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.” ﴾7﴿ “Sonra ben onları açık açık davet ettim”. ﴾8﴿ “Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum.” ﴾9﴿ “Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü o çok bağışlayıcıdır.’ ﴾10﴿ ‘(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.’ ﴾11﴿ ‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.’ ﴾12﴿ ‘Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?’ ﴾13﴿ ‘Halbuki, o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.’ ﴾14﴿ ‘Görmediniz mi Allah yedi göğü, tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?’ ﴾15﴿ ‘Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?’ ﴾16﴿ ‘Allah, sizi (babanız Adem’i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)’ ﴾17﴿ ‘Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.’ ﴾18﴿ ‘Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.’ ” ﴾19-20﴿ Nûh dedi ki: “Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular.” ﴾21﴿ “Bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular.” ﴾22﴿ “Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd’i, Süvâ’ı, Yeğus’u, Ye’ûk’u ve Nesr’i hiç bırakmayın.” ﴾23﴿ “Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır.” ﴾24﴿ Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah’tan başka yardımcılar bulamadılar. ﴾25﴿ Nûh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!” ﴾26﴿ “Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kafir kimseler yetiştirirler.” ﴾27﴿ “Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır.” ﴾28﴿

Azim olan Allah ne güzel ne doğru söyledi.

Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın